Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington'da Dünya Bankası'nda çalışan küçük oğlu Bilal Erdoğan, vatani görevini Burdur'daki 58'inci Piyade Er Eğitim Alayı'nda bedelli olarak yapacak. Bilal Erdoğan'ın 115'inci dönem yurtdışı döviz bedelli askerliğini yapmak üzere Burdur 58'inci Piyade Er Eğitim Alayı'na teslim olacağı haberleri üzerine, dün bu durumu görüntülemek isteyen gazeteciler kışlanın nizamiye kapısında bir süre bekledi. Ancak hiçbir hareketlilik yaşanmadı.
Yetkililer bu konuda açıklama yapmazken, kısa dönem bedelli askerlik yapacak erlerin 1- 3 Temmuz arasında teslim olması gerekiyor.
Bu aralar müzikle ilgili konulardan çok bahsettiğimin ben de farkındayım. Ama engel olamıyoruz Houston, giderek daha çok dinliyor!!!
Bugünün konusu başlıktan da tahmin edebileceğiniz gibi Göksel.
1971 doğumlu olan Göksel'i çoğumuz ilk olarak 97 senesinde yaptığı "Yollar" albümünün çıkış şarkısı olan, köpükler içinde çektiği klibi "Sabır" ile tanıdık. Kimileri sinir oldu, kimileri bayıldı hafif yayvanca şarkılar söyleyen bu kıza. Ben hep seven taraf oldum. Türkan Şoray'a ne kadar benzediği konuşuldu uzunca bir süre, ben zaten Türkan Şoray'ı da çok severim.
Göksel narindir, sessiz sakindir, aşırı değildir, olduğu gibidir, diye düşünmüşümdür hep. Toplamda 6 tane albümü vardır ve hepsi keyifle dinlenir. "Arka Bahçemde" şarkısı ise ayrı bir yer taşır bende.
Birtek sondan bir önceki albümü olan Ay'da yürüdüm albümünü çok fazla beğendiğimi söyleyemem ki onda da "Yarabbi Şükür" şarkısı pek bir güzeldi..
30 Nisan'da piyasaya çıkan son albümü "Mektubumu buldun mu?" ise başka bir güzellik taşıyor bana göre.. Genellikle 70'lerin popüler şarkılarından derlemelerin yer aldığı albümün en büyük özelliği, tüm şarkıların düzenlemelerinin orjinal hallerine sadık kalınarak yapılmış olması. Göksel zaten birçok albümünde nostaljik şarkılara tek tük yer vermişti, bu sefer albümünün tamamını bu şekilde oluşturmuş ve fikrime göre çok da iyi yapmış.
Şarkılar, eski yorumcularıyla yer verirsek şu şekilde :
1. İnanmam (Ajda Pekkan _ 1972)
2. Çaresizim (Funda _ 1976)
3. Dudaklarımda Arzu (Ayla Büyükataman _ 1971)
4. Gülmek İçin Yaratılmış (Ferdi Özbeğen _ 1982)
5. Mektubumu buldun mu? (Gönül Yazar _ 1970)
6. Baksana talihe (Ajda Pekkan _ 1977)
7. Ağlamak güzeldir (Sezen Aksu _ 1987)
8. Bilemedim (Gönül Akkor _ 1972)
9. Senden Başka (Füsun Önal _ 1973)
10. Güle Güle Sana (Selçuk Ural _ 1974)
11. Şimdi Sen Varsın (Seyyal Taner _ 1974)
12. Sen Bensiz Ben Sensiz (Coşkun Demir _ 1982)
Dudaklarımda arzu Emel Sayın tarafından yapılmış yorumuyla biliniyor ama google'da araştırırken ilk yorumcusunu Ayla Büyükataman olarak gördüm. Hata varsa düzeltiniz..
Albüm gerçekten büyük keyifle dinleniyor. Türk filmlerinin ortamına giriyorsunuz sanki dinlerken. Benim favori şarkım "Baksana talihe". Dinledikçe mutlu olduğum ve dağlarda bayırlarda çiçek toplama isteği uyandıran bir etkisi var bende nedense..
Tek bir eleştirim var bu albümle ilgili. Kayıt yapılırken sanki Göksel'in o güzel sesiyle sanki biraz fazla oynanmış gibi geldi bana. Bazı şarkılarda başkası söylüyor deseler inanacağım kadar. Halbuki Göksel'in böyle birşeye ihtiyacı olmadığı gibi, sesinin kendine has bir tonu var ki dokunmak bütün özelliğini yitirtiyor sanki..
Günlerdir arabanın CD çalarında bu albüm var. Yazıcam yazıcam diyorum, bugüne kısmet oldu. Eski şarkılardan hoşlanıyorsanız, almanızı şiddetle tavsiye ederim.
En sevdiğim şarkısıdır bu.. Klibi de öyle. Bir kamyon adam düello için bir araya gelirler. Michael temiz evinden, parlak kırmızı deri ceketini giyer, dans ede ede olay yerine gider.. Gençlerin arasına girip, kavganın dövüşün bir faydası olmadığına bir anda ikna ediverir.. Herkes bir arada dans etmeye başlar...
Dünya müziğine bambaşka bir yol göstermiş, koccaman bir efsanedir...
Charlie's Angel : Farah Fawcett
Dünyanın en çok satılan posterlerinden biri.. Annelerimizin kuaförlerine "Saçımı Farah gibi yap Ferdi Bey" dediği güzeller güzeli kadın.. Evlenmeye karar verip yetişemeden yenik düştü kansere... Kendi kulvarında bir başka efsane olarak..
Ateşteyim Çelik de Elvis Presley'in genlerini çalmış olabilir mi okur ???
Şaka be şaka, o kadar da değil :D
Sadece, bugün de Elvis'in bir konserini izledik.. Ben Elvis'i izlerken bir anda Ateşteyim Çelik'e benzettim.. Resimlere bakarken Çelik'in saçlarını kısaltın, Elvis'in ağzını kapatın.. Benzemiyolar mı yani? Ama aradaki farkları sayabilirim elbette... (Bkz. Yakışıklılık, seksapelite, karizma, müzikal yetenek, ses, dans, etc..) Bunların hangisinde olup hangisinde olmadığı da sizin zevkinize kalmış artık.. Yazarın bu noktadan sonra yorum yapması doğru olmaz... :)
Dün attığım maile bu sabah Pinhani grubunun vokalisti sayın Sinan Kaynakçı'dan cevap geldi. Teşekkür etmek gerek önemseyip cevap verdiği için. Copy paste yapmak suretiyle, bana attığı maili ve altında benim kendisine yaptığım açıklamayı sizinle paylaşıyorum... Sizden ricam, okuduktan sonra sayfanın en altındaki linke tıklayıp şarkıları (en azından 30-40 saniye) dinlemenizdir...
------------------------
Merhaba Tuba Hanım ,
sizin söylediğiniz şeyi ilk defa duymadığımızı tahmin edersiniz. Bu konudaki açıklamamızı daha önce birçok yerde yaptık, uzun zamandır da bu konuda mail almıyorduk. Bir cevap beklemeden bizi idam edip bizle vedalaşmışsınız . Zaten konuyu herkese tek tek açıklama lüksümüz yok . Sizin de bize inanasınız yok. Bir konuda yeterli bilgi sahibi değilken nasıl böyle bir mail attığınızı anlamaya da imkan yok . Aslında böyle bir maili atmaya ne kadar hızlı karar verdiğiniz ismimi yazışınızdan bile belli , ne faydası oldu şimdi, şevkimizi mi kırmak istediniz. Kırsanız bunun kime faydası var , bizim varlığımızın size ne zararı var . Nasıl emin oldunuz da bunları yazdınız , kimin malını kimden çalmışız , ne biliyorsunuz ki bu konuda , iki parçayı dinlemenin dışında ... benim dinleyip dinlemediğimi biliyor musunuz mesela . mükemmel bir grup değiliz , siz de bizi dinlemek zorunda değilsiniz . ancak yazdıklarınız maksadını aşıyor. bizim dinleyicimize saygımız var , ama biraz saygıyı biz de hakediyoruz. Eleştiride bulunmak için hakaret etmenize gerek yoktu gerçekten.
Sinan Kaynakcı
------------------
Sinan Bey merhaba,
Öncelikle, çok sayıda dinleyiciniz olduğunu düşünürsek, elbette ki herkese birşeyleri tek tek açıklamak bir lüks. Buna rağmen gösterdiğim tepkiyi önemseyip bana birebir cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Üzüntü, sinir ve uykusuzlukla soyadınızı sizin de dediğiniz gibi aceleyle yanlış yazdığım için de ayrıca özür dilerim.
Aslına bakarsanız cevap beklemeden idam etmek amacında değildim, bunu yapmak istesem mail atmaya çaba göstermez, içimde duyduğum öfkeyi, bana ulaşacağınız bir kanal olan mail yolu ile dile getirmezdim. Bu anlamda size cevap verebileceğiniz bir ortam hazırladığımı düşünüyorum, her ne kadar böyle bir beklentim olmasa da. Birşeyi yapmadan bir gün düşün derler. Şimdi baktığımda yazdıklarımın sert bir üslupla yazılmış olduğunu görebiliyorum, ancak bu üslubun sebebini, çok sevdiğiniz birinin hata yapmasına tahammül edemeyip fazlasıyla kızmak ve tepki göstermek gibi düşünebilirsiniz. Zira insan sevdiklerinin her zaman en iyisini, en laf söylenemezini yapmasını ister. (hoşgörmek de bir alternatiftir elbette bazı durumlarda ama o an inanın yapamadım)
Bu zamana kadar bu şarkı ile ilgili çıkan söylentiler ve yaptığınız açılamalar konusunda bilgisiz olduğum çok doğru. Çünkü dün tesadüfen bu durumu farkedene kadar, müziğinizi mutlulukla dinlemek dışında hiçbirşeyle ilgilenmedim sizinle alakalı. Bu tesadüf gerçekleşti ve o an defalarca dinleyip defalarca üzüldüm.
Müzikle uğraşan bir ailede büyümüş biri olarak, müzik bilgim ve kulağım birçok insandan daha gelişmiştir. Benzer gamlarda, benzer arpejlerde çalınan şarkıların belli noktalarda birbirini hatırlattığı çoktur. İnsanları yanılgıya düşürebilecek bir durumdur bu. Ancak dün şarkıları üst üste dinlediğimde ikna olamadım. İkna olamadıkça sinirlendim. Müzik adına birşeyler bildiğim için iki parçayı dinleyip, karar verebilecek nitelikte olduğum için sinirlendim. Şarkıyı dinlediğinizi ve buna rağmen böyle bir benzerlik olmasını düşünmek de çok hoş birşey değil takdir ederseniz.
Amacım kesinlikle şevkinizi kırmak değil, öyle olsa bile benim gücüm buna yetmez. İçimi dökmekten başka amacım yok zaten. Varlığınızdan rahatsız olmadığım gibi bilakis mailimde de anlatmaya çalıştığım gibi Serdar Ortaç'ların, Demet Akalın'ların yıldız olduğu bir ülkede, bu kadar rezil müziklerin yapıldığı ve rağbet gördüğü bir ortamda, sizin varlığınız beni mutlu etmekten başka birşeye sebep olmadı. İşte bu yüzden, size o kadar güzel sıfatlar yüklemişken, böyle bir hatanız, ihmalkarlığınız ya da şanssızlığınız, herneyse, sizin adınıza utanmama sebep oldu.
Hakaret ettiğimi düşünmüyorum. Kastettiğiniz "masumluk, hoşgörülemeyecek şekilde orospulaşıyor" tabiri ise, burada masumluk kavramının giderek laçkalaştığını, ve bu laçkalıktan sizin de pay aldığınız konusundaki endişelerimi dile getirmeye çalıştım. Hakaretim laçkalaşmış masumluğa.. Kelimeleri yanlış seçip farkında olmayarak haddimi aştıysam bağışlayın..
Buraya kadar okuduysanız çok zamanınızı almışım demektir. Özetlersem, ben dün kendimi bir an için aldatılmış hissettim. Sizi ve şarkılarınızı çok sevdiğimden, bunu size konduramadıkça sinirlendim. Çünkü sizin de dediğiniz gibi mükemmel bir grup olmasanız da hep çok başarılı olduğunuzu düşündüm ve daha da fazlası olmanızı diledim. Bu nedenle, kendi kendime size bu kadar değer verince, bir açığınız beni cidden fazlasıyla üzdü. Hayatımda ilk defa takip ettiğim, dinlediğim bir "ünlü" oluşumuna da mail atmış oldum bu sayede. Daha güzel şeyler için bu maili atmış olmayı isterdim elbet.
Dediğim gibi, başka şeylerle de ilgilenmiş olsaydım, bu olay hakkında yapmış olduğunuz mantıklı bir açıklama olduğunu görebilirdim, böyle bir açıklamanız varsa. Ancak buna fırsatım olamadan böyle bir mail atmış oldum. Veda etmişim kendimce ama, akşam yatağıma yattığımda, bu akşam iş dönüşü yine dayanamayıp sizin albümünüzü dinleyeceğimi de biliyordum ve biliyorum içten içe. Bugün olmaz bir gün olur, ben kendi kendime küsüp barışmış olurum, çok önemli değil..
Sürekli konserlerinize gelen, posterlerinizi asan, herşeyinizi takip eden birçok gerçek fanınız vardır. Benim kendimce grubunuza olan sevgim ve buna bağlı olarak da kızgınlığım da onlarınki kadar değer taşımaz bu nedenle. Yine de saygı gösterip cevap verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
Çalışmalarınızda ve kariyerinizde başarılar dilerim..
İki şarkı arasındaki 7 farkı bulana Serdar Ortaç konser bileti hediye...
Yazıklar olsun dedim ve internet sitelerinde "sadece grup üyelerinin bakabildiği" mail adreslerine aşağıda gördüğünüz maili attım...
------------------
Selamlar,
Madem bu mail adresini sadece grup üyeleri okuyor, madem beste ve sözleri bu grup üyeleri yazıyor, madem ben bu grubun bütün albümlerini aldım, madem ben düğünümde bu grubun "beni al" şarkısında ilk dansımı yaptım, bu grubun söyleyeceklerimi dinlemesi gerekir.
Az önce eşimle birlikte aldığımız "Ozzy Osbourne-Live at Budokan" DVD'sini izledik. Black Sabbath ve Ozzy Osbourne şarkılarıyla oldukça geç tanışmış biri olarak, bu DVD'yi izlerken, bir şarkı nedense fazlasıyla tanıdık geldi. Başından sonuna kadar, gitarın çalmakta olduğu ana melodi, (ki genel olarak bu tip şarkılarda, şarkının ruhunu, karakterini oluşturan, şarkıyı şarkı yapan şeydir) size ait olan "Seni bana anlatırlar"ın tamamen ama tamamen aynısıydı.. 60 yaşındaki Ozzy Osbourne'e o kadar ama o kadar sinirlendim ki sizin şarkınızı çaldığı için!!!! Sanki "Mama, I'm coming home!" derken Ozzy, Sinan Kayıkçı da "o her zaman gülen yüzün, bazen hüzünlü bir şarkıdır" diyordu...
Diyecek söz bulamıyorum.. Sizin adınıza çok utanıyorum. Yaşadığım derin hayal kırıklığına, bu iğrenç Türk müzik çeşitleri içinde size umut bağlamış olmama çok fazla üzülüyorum...
Belki hitap ettiğiniz kişilerin geneli bu tip şeyleri ayırt edemiyor ve güzelce oltaya geliyor olabilir, ama ne yazık ki birgün biryerlerde birileri hatırlıyor, farkediyor ve o insanların sizi sevmesindeki en büyük neden olan masumluk, hoşgörülemeyecek şekilde orospulaşıyor...
Diyeceğim budur, üzgünüm.. En çok sizin gibi çok fazla şey beklediğim kişiler adına..
Veda maili sayabiliriz bunu.. Ne de olsa bir daha yollarımız hiçbir şekilde kesişmeyecek..