Thursday, March 18, 2010

blogtwitter

* Uğur Dündar'da tam bir Amerika Başkanı tipi gözlemledim az önce. Ama daha sempatik, daha sevilesi elbet.


* Ben eskiden spora ne kadar yakınsam, şimdi o kadar uzağım. Neden acaba?

* Facebook'a face denmesinden hiç hazetmediğim net bir gerçektir.

* Bütün günüm oturarak geçmesine rağmen akşam nasıl bu kadar yorgun oluyorum ve eve gelir gelmez koltuğa yapışıyorum çok merak ediyorum. Bu blogu hiç mi doktor okumuyor yaw? Psikolog okusa o bile yeter bana.

* Abramoviç'te Anadolu'da bir ilçede rütbeli askerlerin çocuklarını okula götüren askeri servis otobüsünün bahriyeli şoförü tipi yok mu? (anlayan beri gelsin)

* İngilizce kitaplar okumaya çalışıyorum. Kolay anlarım diye de alışverik kolik benzri kitaplar alıyorum. Kardeşim hepsinde aynı şey, 30 yaşına gelen kadına ikinci baharını yaşamak isteyen teyze muamelesi yapılıyor. 30 çok genç bir yaş değil midir? Yoksa ben de yaklaştığımdan bana mı öyle gelmektedir?

* Kimse kusura bakmasın ama Zülfü Livaneli'nin Veda filmi tam bir ilkokul müsameresi gibiydi. Konu bütünlüğü yok, oyunculara yazık edilmiş, darmadağınık birşeydi işte. Ama ben sinema işinden pek anlamıyorum galiba. Benim beğendiklerimi de kimse beğenmiyor..

* Dominos'tan pizza sipariş edince yanında Sufle de hediye ediyolar uyandıriim :)

* Ben tatlı hiç sevmezdim, 3-4 aydır sürekli tatlı yemek istiyorum. Kilo aldıkça insan daha çok tatlı istermiş. Bu da demek oluyor ki artık engellenemez bir oburluğum, küçültülemez bir göbeğim ve obezliğe doğru ferahça bir yolum var.

* Malum bankanın "üreticinin yanındayız" mottolu sessiz reklamları için Cenk'le sürekli tartışıp duruyoruz. O nefret etti ben sevdim. Uzlaşamayacağız.

* Bizi ciciş sevgili olmakla suçlayan izleyicilerimiz için geliyor (Dutchman'e selam ederim): Cenk'in sessiz hafra tafralarına gıcık oluyorum. Sonra bir de masum masum "bişey yok, ben acıktım" demesine daha da gıcık oluyorum.

* Kediye top hediye ederek geleceğiyle oynadık gibi bir his var içimde. Kaybedip kaybedip ağlıyor.

* Bu aralar pek sevgi dolu değilim. ve bundan memnunum... :D

* Bir selam da hergün aradığım ama sürekli meşguliyetlerini bahane ederek telefonu kapatan ve geri aramayan abilerime gelsin. Burada sessiz, çaresiz bir kardeşiniz var şekerim.

Bilgisayarın pili bitmeden ben bu yazıyı bitireyim..

Öperink...

8 comments:

Flying Dutchman said...

evet ilk çatlaklar geliyor...biraz da cenk bey yazsın şikayetlerini

yuva yıkan adam olucam bu gidişle ben :))

tahtaya vuralım

ZSA said...

Tubik alışverişkolik dediğin Sophie Kinsella'nın romanları değil mi? Kitapların konusu ile ilgili dediğin çok doğru ama o kadın çok eğlenceli yazıyor. Can You Keep A Secret kitabını tavsiye ederim bir de :)

Tanya's said...

Tam twitler olmuş hehehe...

Sevmiyorum twitterı ben..bunu sevdim ama...

tubik said...

@dutchman;

sonumuz senin yüzünden olacaksa varsın olsun ne diyelim :D

@ZSA;

Evet Sophie Kinsella. The Undomestic Goddess'ı okudum da. İçim kıyıldı :D Ama baktığında bi kadının başına bu kadar mı fantastik olay gelir kısmında çok başarılı :) Bir de senin dediğini deneyeyim.

@Tanya;

Bence de bu daha güzel.. Hem karakter sınırlaman yok, cümle kurabilerek yazabiliyosun.. :))

SED said...

yorun yazıcam:)))
bütün gün oturmak obezite & tatlı hee bi de kedinin topu.
kediye top aldık sanırım 2 topu da kaybedince kendi yaptığımız toplarla top sektöründe bir açılım yaptık:)
o tatlıları var ya böyle ağzıma doldurmak iterek ard arda yutmak istiyorum ama kilo da alınmasa.
obeziteye sıcak bakmıyorum:)

keLebek said...

veda ile ilgili yoruma kesinlikle katılıyorum
ayrıca tüm gün oturmak bambaşka bir yorgunluk sebebi kendimden biliyorum (:

Cthulhu said...

o banka reklamı bizi kandırıp dolandıran iğrenç bankacı oyunlarının bize güzel gösterilmesi çabasından başka birşey değil. bu kadar. :)

varol döken said...

sessiz sakin afra tafra beni hiç kesmedi söyleyeyim...

devrilen masalar, kırılan vazolar, gözyaşı, kan, dram bunları istiyorum!

bir kedim bile yok anlıyor musunuz?