Tuesday, September 18, 2007

Durduğumuz da nerden çıktı??

Ne yani? Kafamın en karışık olduğu, kendimi bile anlayamadığım, işsiz güçsüz ve de sıkıcı olduğum bir dönemde mi yazsaydım bloglarımı? Yapmadım.. Sizlere kıyamadım ve sessizliğe gömüldüm.. Çok da iyi oldu.. Ben her sessizliğimde kendimle biraz daha tanışıyorum, adımlarım daha tanıdık geliyor ve adım atarken gülümsüyorum bile...

İnanmayacaksınız artık o son derece karışık yemek mönülerinde bile kararsız olmamaya çalışıyorum.. "En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir" derler ama inanmayın! Geçenlerde Kanyon Num Num'da son derece kararlı (!) bir şekilde "0 (yazıyla sıfır) yağ salata" yedim... Hayatımda yediğim en korkunç şeydi!!!! Ama noldu?? Zayıflamaya karar vermiş bir insan olarak müthiş bir irade örneği sergiledim ve hepsini büyük bir iştahla yedim!! Ne yani? Her yerinden yağ ve kanlar akan T-bone stik daha mı iyi olurdu?? Hmmmmm... Bu konuyu kapatsam iyi olacak.



İnsanlar diyet yapıyor.. E ben niye yapamıyorum diyerek kendi kendime icat ettiğim diyetimi uyguluyorum.. Her sabah diet süt eşliğinde Nesfit & Fruits yiyorum bir kase. Çok lezzetli tavsiye ederim Meyve parçacıkları çok güzeller. Cornflakes ya da müsli tipi şeyler sevmeyenleri bile kalben fethedebilir.. Bunlarla kalmıyor öğle saatinde tatlı krizine giren ofis insanlarına uymuyorum.. Sadece çörekotlu Etiform sipariş ediyorum.. Bir dilim limonlu sodamla onu götürüyorum. Öğle yemeklerinde mümkün mertebe otluyorum diyebilirim. Akşam yemeklerini de mis gibi sağlıklı anne yemeklerinden azar azar götürüyorum.. Ramazan sebebiyle pidelere karşı koymakta güçlük çekiyorum ama bu noktaya kadar anlattıklarım bile mucize :D Ha ben bunları ne kadar zamandır yapıyorum? Tam olarak 3 gündür.


Onun dışında ne yapıyorum? Zayıflamaya karar verdim ya, spora da başladım.. Yok yok Metrocity'nin altındaki Essporto henüz bedava üyelik dağıtmaya başlamadı. Hem zaten herkesle aynı anda terlemek de pek hoş bir sosyal aktivite değil bence... Terli sosyalleşme.. Hmmm.. Gerek yok.. Tabiki çözümüm yine kendi kendime hazırlamış olduğum spor programı.. İşe dişlerimi fırçalarken sallanarak başladım.. Olaylar bu şekilde gelişti. Sonra bulduğum bir spor CD'si, akabinde kendi hayal gücüm derken annem ve babam benim tipik bir Bridget Jones bunalımı yaşamakta olduğumu düşünmeye başladılar sanırım.. Ama hayır... Ben sadece bunları yapmak istediğim için yapıyorum...


Başka başkaaa.. İş değiştirdiğimi Cenk zaten bir önceki blogda belirtmiş.. Bastım istifayı. Rahatladım.. Eski patronumu çok severim ve burdan selam ederim ama olmuyordu, ilişkimiz çok rutinleşmişti, heyecanı kalmamıştı ve saygımızı da kaybetmeyelim dedik ve dostça ayrıldık.. Sessiz çığlıklarımı duyan Kariyer.net beni arayarak "Daha fazla gecenin 5'lerine kadar gözünden sular çıkarak iş aramana tahammül edemiyoruz.. ve sana iş teklif ediyoruz " dediler. Satış yöneteicisi olarak işe başladım.. Ve artık çılgınlar gibi çalışıyorum.. Günde 100'e yakın telefon görüşmesi yapıyorum ve rüyalarıma sekreterler girmeye başladı... Hain sekreterler..

Başka başkaaaa... İngilizcem konusunda şikayetlerim vardı... Yani trafikte rahat küfür edememek (asshole, go and fuck yourself gibi), filmlerde Brad Pitt'in dediklerini anlamak için altyaılara bakarken mimiklerini kaçırmak falan gibi sıkıntılar... Bu böyle olmayacak dedim ve bu konuya da el atmaya karar verdim.. Ne mi yaptım ? Yine kendi İngilizce kursumu yaratarak Cosmopolitan'ın UK versiyonunu satın aldım.. Senelerdir aynı ilişki konularını, tavsiyelerini okuyarak ezberlediğimden bilmediğim kelimelerin karşılıklarını rahatlıkla tahmin edebiliyorum.. Mesela Real Life başlığı altında işlenen konunun manşeti Can an affair save a relationship'se şayet, affair aldatmak olsa gerek... Sex'le ilgili olanları buraya taşımayacağım hayır...





Görüyorusunuz ki kendimle alakalı bir takım trick (English, you know!) noktaları değiştirmeye gayret ediyorum... Bu noktalar benim için anlam ifade eden, kendime bişeyler ispat etmeye uğraştığım noktalar.. Başka mevzularla ilgili derdim yok zaten.. Mis gibi bi sevgilim, süper de bi hayatım var...

Bu arada, Tophaneye her akşam geliyor olmamıza rağmen bu, burada yazdığım ilk blog... Vatana millete hayırlı olsun, ortamın Beşiktaş-Marsilya maçı izlenirkenki fotoğrafları sıcak sıcak yer bulsun...



I mean, errr, take care!!!

3 comments:

ümith said...

NARGILEMIN MARPUCU NOLCAK .. ASABIYET BOCEGIYIYMIS . UYUSSS FENERLI NOLCEK ..

yine ben... said...

ay resimler çok komik okumadan da ne oldugu anlasılıyor :) peki nisanlin işi bıraktıysa siz yakına evlenecekseniz bu işler nasıl olacak???

tubik said...

Ne olacak? Tabiki de Cenk evinin erkeği olacak ben de ona bakıcam :P Şaka şaka... O da iş değiştiriyor.. Kısmetse önümüzdeki hafta yeni yeni şeyler peşinde koşuyor olacak.. :)