Monday, September 29, 2008

Son zaman kitaplarım


Kitaplarla ilgili yazı yazmayalı uzun zaman oldu. Zaten bu aralar kitap okuma performansımda düşüş de gözlemliyorum, hayırlısı. Bu düşüş okuduğum kitap sayısından çok, okumakta olduğum kitaba gösterdiğim özen oranı ile ilgili. Normalde büyük bir iştahla, dünyadan koparak yaşamakta olduğum bir ritüelken son zamanlarda sanki “Bitse de diğerine geçsem” eğilimi var gibi.. Yine de bu az önce de söylediğim gibi kitap okumama ve sürekli kitap almama engel değil.. Son zamanlarda okuduğum, okumakta olduğum ve okuyacağım kitapları sizlerle de paylkaşmak istedim.. Buyrun burdan yakın;


İlk kitabımız, ben farkında olmadan dünyaca meşhur olmuş, okunmuş hatta filmi de yapılmış ama benim ancak 4-5 ay önce okuyabildiğim bir kitap.





“Uçurtma Avcısı-The Kite Runner”
Yazar: Khaled Hosseini
Yıl: 2003

2007 Penguin / Orange Reader's Group Ödülü'nü kazanmış bir roman ve yazarın ilk göz ağrı. Everest Yayınları tarafından yayınlanmış ve Püren Özgören tarafından Türkçe'ye çevrilmiş. Yazar tarfından Afganistan'ın çocuklarına adanan bu romanın hikayesi Aralık 2001'de Kabil'de başlıyor ve aynı evde büyüyen Emir ve Hassan adında iki çocuğun zaman zaman birleşip zaman zaman ayrılan hayat öyküsünü anlatıyor. Biri zengin iş adamının oğlu, diğeri hizmetkarın oğlu. Çocukların babalarıyla ve birbirleriyle olan ilişkilerini, küçük bir çocuğun bile zaman zaman ne kadar acımasız olabildiğini yazarın son derece çarpıcı ve dokunaklı anlatımı ile okurken bir yandan da yeterli dikkati gösterirseniz sıkıntılarla boğuşan bir ülkenin durumu, başından geçen tarihi süreçler hakkında gerçekçi ve kolay anlaşılır bilgi sahibi oluyorsunuz. Duygu sömürüsüne oldukça müsait bir konu olmasına rağmen Khaled Hosseini müthiş bir içtenlik ve masumlukla yazmış bu romanı. Okurken su gibi akıp gidiyor, farkına bile varmıyorsunuz.

Bu kitabı okuduktan sonra yazarın ikinci kitabını rafta görüp almamak mümkün olmadı benim için.






“Bin Muhteşem Güneş – A Thousand Splendid Suns”
Yazar: Khaled Hosseini
Yıl: 2003

Yine Everest Yayınları ve yine Püren Özgören çevirisi. Bu sefer kitap Afganistan kadınlarına adanmış. Konuya giriş bölümünü saymazsak asıl öykü 1974 baharında başlıyor. İçine kapanık, dünyadan neredeyse soyutlanmış koşullarda bir çocukluk ve ilk gençlik dönemi geçiren Meryem ve babasının ilişkisi ile başlayan hikaye, Meryem'in evlenip başka bir şehre gitmesiyle sürüyor. Evlilik hayatıyla ilgili kademe kademe form değiştiren bir yapı mevcut. Bu boğuşma içerisinde bir de Afganistan'ın geçirmekte olduğu değişik süreçlere ve Taliban'ın baskılarına karşı verilen mücadele de söz konusu. İyisiyle kötüsüyle Meryem'in alıştığı bu hayata Leyla'nın eklenmesi... İki kadının dostluğu ve yönetimin bir hayvandan daha az değer verdiği “kadın”ın kendini kurtarma çabası. Bir önceki ile çok benzer bir iskelet üzerine oturduğunu düşündürtse ve öyle olsa da, kitabın sonunda bambaşka bir tat alıyorsunuz. Meryem'in öyküsünün sonunu düşündüğünüzde ise Utku Lomlu tarfından hazırlanmış kapak o yumuşak renklerinden bir anda sıyrılıp kan kırmızı oluyor zihninizde...


Sıradaki kitap ise benim edebiyata duyduğum ilginin artık ciddi seviyelere ulaştığını fark ettiğim dönemde keşfettiğim, okuduğum muhtelif kitaplarından sonra kurgularına, kullandığı mecazi üsluba ve yeteneğine hayran kaldığım, sonradan hakkında okuduğum bazı şeylerden sonra CV'si ansiklopedi kalınlınlığında olan bu yazarla ilgili bazı endişelerimin oluştuğu Elif Şafak'a ait.






“Pinhan”
Yazar: Elif Şafak
Yıl: 1997- İlk Yayını: İletişim

Yazarın ilk romanı ve benim okuduğum hali Metis Yayınevi tarafından yayınlanmış. Öncelikle belirtmeliyim ki kitabı henüz bitirmedim. Ağırlıklı olarak Dürri Baba Türbesi'nin mesken tutulduğu bu kitapta bol miktarda türbe, bol miktarda tuhaf olay, tuhaf inanışlarda bulunan kimseler mevcut. Yolların, evlerin, kişilerin, ortamın yine Elif Şafak üslubuyla üşenmeden, ince ince işleyerek yapılmış eskilik kokan tasvirleri beni benden almaya yetti. Çok yoğun ve stresli, yeterince 2000'li yıllara ait bir süreç geçirdiğimden ve bu süreçle boğuşurken okumaya çalıştığımdan zaman zaman kendimi veremeyip koptuğum oldu. Bu sebeple aylardır bitmedi bu kitap. Yazarın diğer kitaplarından Baba ve Piç ya da Siyah Süt gibi bir çırpıda bitiremedim. Taksit taksit gidiyorum. Ama sonunu merak etmiyorum çünkü öyküden çok anlatım şekli beni daha çok cezbediyor. Bu sebeple size konusu ile ilgili etraflı yorumlarda bulunmam pek yerinde olmaz.


Henüz bitirmediğim ancak sonuna yaklaşmakta olduğum bir diğer kitap ise daha çok romanlarını okuma şansı bulduğum ve zekasına, gözlem yeteneğine tutulduğum Murathan Mungan'a ait.






“Kadından Kentler”
Yazar: Murathan Mungan
Yıl: 2007

Zilyonlarca türde (senaryo, şiir, deneme, roman, öykü, vs..) kitabı olan Murathan Mungan'ın bu kitabı hakkında yüzlerce haber ve yazı çıktı zaten. Eminim kitaplarla az da olsa haşır neşirseniz denk gelmişsinizdir. Ama ben her “yeni çıkan / çok satan” da olduğu gibi bu kitap ilk çıktığında da sırada bekleyen kalabalıkta değildim. Başka başka kitaplarla boğuşuyordum. O gün geldi ve okumaya başladım. Sizlerin de bildiği ya da okuduğu gibi başka şehirlerde, başka mesleklerde, başka başka zaafları olan başka başka kadınların öyküleri mevcut. Sonunda bu hikayeler buluşacak mı bir fikrim yok. Son bölüm “Esenler Otogarı” başlığında. Biraz şüphelenmiyor değilim. En çok ilgimi çeken şu oldu, her kadın bir diğerinin mutsuzluğunu varsayıp kendine mutluluk biçiyor ve her ne kadar gay olsa da bir erkek nasıl bu kadar net farkediyor? Kesinlikle okunmaya değer olduğunu düşünüyorum ama ben zannederim Murathan Mungan'ın romanlarını okumaktan daha fazla zevk alıyorum.


Bundan sonraki bölüm ise henüz okumadığım ancak edindiğim iki kitaba ait. Hatta üç diyebiliriz sonuncusunu Cenk kendine aldı :)





“Cahillikler Kitabı – The Book of General Ignorance”
Yazarlar: John Lloyd – John Mitchinson
Yıl : 2006

Kitap NTV Yayınları'nın enteresan kitaplarından biri. Çok satanlar listesinde görüp de aldığım ender kitaplardan. Ayrıca sevgili Burcu'nun evinde de görmüşlüğüm vardı ve kapağı ile beni kendine çeken kitaplardan oldu. Kapakta tuhaf çizimler ve çeşitli sorular yer almakta. “Kaç tane burun deliğimiz vardır?”, “Bekaret kemeri ne işe yarar ?” , “Kafası olmayan bir piliç ne kadar yaşayabilir?” . Kapağında “Bilmediklerimiz ve yanlış bildiklerimiz” mottosunu gördüm ve “Hmmm.. belki bu bilmediklerim ve yanlış bildiklerimin doğrusunu öğrenerek 25 yıllık hayatımda çözemediğim insanlığın sırrına bir parça daha yaklaşmış olurum ha?” demeden duramadım. Şaka bir yana başucunda keyifli zaman için yormadan etmeden varlığını sürdürecek bu kitap bir hayli ilgimi çekti.


Maceralar, romanlar, geyikler derken kitap okumaya ayırdığım zaman diliminde tarihe de yer vermem gerektiğini düşünüyordum ne zamandır. Çocukluğumdan beri hiçbir zaman yeterli önemi göstermediğime inanıyorum, ne dünya ne de Türk tarihine. Ancak zaman geçip de TV'de gördüğüm ve anlayamadığım, kızmama rağmen hakkını vere vere savunamadığım çeşitli politik, siyasi, askeri konuların sayısı giderek artınca büyük bir hata yapmış olduğumu ve bu konuda ciddi bir açlığım olduğunu görmeye başladım. Ülke olarak başımıza bir sürü şey geliyor ve zaman zaman armut gibi baktığımı görüyorum. Ben bu kadar konudan kopukken kimseye kızma hakkını kendimde görmüyorum. Bu sebeple tarihimizle ilgili daha fazla şey öğrenmeye, ilgilenmeye, araştırmaya ve gerçeklere dayanan, duygusallıktan uzak yorum kabiliyeti geliştirmeye ihtiyaç duymaya başladım.


Bu arayışım içerisinde Sn. Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kitabına denk geldim.





“Tarihimiz ve Biz”
Yazar: Prof. Dr. İlber Ortaylı
Yıl: 2008 (1.baskı)


Arka kapakta “İlber Ortaylı, tarih yapan bir milleti geçmişiyle buluşturuyor!” yazıyordu. Girişinde zaten İlber Otraylı'nın da belirttiği gibi Türk tarihi cumhuriyet ile değil Osmanlı İmparatorluğu ile başlamaktadır bana göre. Bu sebeple bu yolculuğumda başlangıcım için arka kapaktaki içerik sıralaması bana “Evet” dedirtti.


Anadolu'da Osmanlı Hakimiyeti
Bir Balkan İmparatorluğu olarak Osmanlı
Viyana Kuşatması: Yeni bir Osmanlı'ya doğru
Osmanlı Modernleşmesi
Doğu ve Batı ayrımları
Avrupa Nedir, Nereleri Kapsar?
Batı'da Türk İmajı
Yabancılar'ın Gözüyle Osmanlı: Seyahatnameler
Türkiye'nin Oluşumu
Romalılık, Osmanlılık, Türkiyelilik
Osmanlı Zamanında Sanat
Katolik-Ortodoks Dünyası
Ermeni 'Soykırımı' İddiaları Üzerine


Bu arada benim gibi bir giriş yapmak isteyip de sıkılmaktan korkan kişiler (eh malum milyonlarca kişi okuyor ya bizi muhakkak çıkar aradan :p ) korkmasınlar, kitap sadece 222 sayfa. İlk defa İlber Ortaylı'nın bir kitabını opkuyacağım ancak kitapta kendi yazdığı giriş bölümlerinden çıakrdığım sonuç şudur, yazarın anlatım şekli de sıkıcılıktan uzak.

Gelelim Cenk'in seçimine... Bilmelisiniz ki Cenk edebiyatla pek ilgilenmez. Okuduğu kitaplar ağırlıklı olarak fantastik, bilim kurgu, FRP ile ilgili kitaplardır. Bu bahsedeceğim de zaten pek kitap sayılmaz. Daha çok bir ansiklopediye benziyor.




“Spor Kitabı – The Sports Book”
Yazar: Elbette ki tek bir yazarı yok, bir proje grubu tarafından hazırlanmış
Yıl: 2007


448 sayfa sayısında bu kitap Calculus boyutlarında yakşalık olarak. NTV Spor sunumu ile NTV Yayınları tarafından çıkmış. Atletizm, takım sporları, raket sporları, ekstrem sporlar, jimnastik, hayvanlı sporlar gibi 12 temel başlık altında toplanmış, bir sürü çeşitte spor hakkında oyun, kural, taktik, teknik bilgisi veriyor. Mike Garland tarafından hazırlanmış çeşitli illüstrasyonlarla konuları destekleyen anlatımlar mevcut. Sayfalar orta okul – lisede okuduğumuz Streetwise , Wow gibi İngilizce kitapları kalitesinde. Sayfalar mis gibi kokuyor. Spor ile ilgili iseniz ve EuroSport'taki turnuvaları izleyip, alakasız oyunların kurallarını çözmeye uğraşıyorsanız müthiş bir kitap bu. Yetersiz bir çok yorumcunun yorumları ile yetinmek zorunda kalmamak da cabası!


Yine uzuuuuuuuun bir yazı oldu ama umarım ilginizi çeken bilgiler verebilmişimdir. Sıkılmadığınızı umuyor ve kitap okurken pijama giymenizi tavsiye ediyorum.. :)

4 comments:

Brc said...

yazında okuduklarım arasında Bin Muhteşem Güneş dikkatimi çekti.kitapçılarda da görüyordum o kitabı zaten.Elif Şafak hakındaki düşüncelerimi de biliyosun aa belli olmaz belki bu severim diye tekrar alıp okuyabilirim:))

tubik said...

Eğer tekrardan bir fırsat vereceksen bu kesinlikle Pinhan olmamalı.. Az çok seni tanıdıysam baygınlık geçirmen muhtemeldir. Siyah süt daha iyidir yeni bir şans vermek için, eğlenceli ve ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim..

Pilli Cadı said...

ucurtma avcisinin maalesef masumca yazildigini düsünmüyorum tubik.
fazlasiyla amerikan yalakaligi var cünkü

tubik said...

Sevgili Pilli Cadı,

Aslına bakarsan ben kitabı okurken hikayenin konusuna ve Afganistan'da olup bitenlere kaptırdım kendimi, bu esnada da senin söylediğin açıdan bakmak aklıma gelmedi hiç. Dediğin doğru olabilir çünkü işin o tarafı toz pembe bir tablo çizmiş gibi sanki. Ancak kurtuluşu Amerika'da gören bir toplumdan bu yazarın bunu yapması çok da abes değil sanki?