Monday, April 20, 2009

EV

"Kuşu altın kafese koymuşlar, yine de 'vatanım' demiş." diye bir söz var mesela. Düşünüyorum ve baya saçma bana kalırsa.


1- Altın, kuş için ne ifade ediyor olabilir ki insanlar kuşun altın kafese girdiğinde kendinden geçmesini bekliyorlar? Hayvan için kafes kafestir altını bronzu dökme demiri mi var ki hayvancığa göre? Yok bi de pırlanta yüzük taksın manitası yumurtlama döneminde.




2- Kuşun vatanı neresidir? Hadi orada vatan yerine gökyüzü kelimesi geçiyor olsa eyvallah. Hayvan özgür olmak ister, uçmak ister, ağaca falan konmak ister, bulutlara oturmak gibi bir hayali vardır falan. En nihayetinde havaya göre göçüp göçüp tropik senin, ekvatoral benim gezmiyor mu bu hayvan?

3- Kuşun konuşması, konuştuğu gibi vatan kavramını biliyor olması da bir hayli garip de hadi La Fontaine hatrına bişey demeyelim.

Konu buraya nerden geldi derseniz de, evin içinde dolanırken (büyüklüğü belli en fazla ne kadar dolanılabilir orası meçhul) şunu düşündüm : İnsanın evi gibi yok arkadaş! (Erman Hoca tonlaması ile)

Ne bileyim banyosu ayrı önemli, mufağı ayrı. Hele bir de salon var ki insanın rahat edeceği gibi olmazsa bir takım ruhsal problemlere bile yol açabilir.

Kastettiğim ultra lüks, felaket konforlu, dergilerden fırlama olması değil. İnsanın sevdiği gibi olması. Bakınca mutlu olacak insan! Araya bir iki kendisine sempatik gelen obje koyacak, banyo paspasına baktığında gülecek. Misafir geldiğinde kendini ucubik bir ortamda sansa bile oturan mutluysa gerisi fasafiso bence.


"Krizdeyiz" diye bir program var belki denk gelmişsinizdir. Ben 1-2 saat önce denk geldim mesela. Ailelerin evleri ziyaret ediliyor, yaptıkları müsrüflükler kafalarına çalınıyor konseptli bir program özetle. Bir kadın evini dayamış döşemiş. Salondaki biblolar (Fil, varaklı mısırlı mumyalar, vs vs) başlı başına bütün eve mobilya koymaya yetecek tutarda. Bir vitrinde swarovski taşlardan yapılmış çay takımı vardı. Çay takımı derken sadece bardak ve tabak. Tutarı 1000 TL civarıymış. Sunucu diyor ki "Çay bununla içilince daha mı lezzetli oluyor". Beni koy mesela o eve 5 dakika ancak dayanabilirim. Sonra panik atak, 10 dakikayı geçerse de manik depresif bir insan olurum. Ama kadın mutlu o evde. O ondan hoşlanıyor ve tipine bakılırsa da son derece huzurlu!



Bizim evde mutluluk faktörü genel olarak kedinin kaybettiği satranç taşlarından birini bulup takımı yeniden bir araya getirmiş olabilmek, kumbarayı inekli değil de köpekli alabilmiş olmak, banyoya kocaman salyangoz kabuklarının hediye gelmesi falan. Ama bakıyorum, girer girmez "benim" diyorum, mutlu oluyorum, gülüyorum. İkimiz bir anda heyecanlanıp zıplıyoruz "amanın evimiz pek şahane bi güzellikte!" falan diye..


Bu sebepledir ki herkeşler evine mini mini de olsa sevdiği bişeyler koysun, bakıp bakıp mutlu olsun, sevgi kelebeği gibi, ya da perde reklamlarındaki kadınlar gibi süzüle süzüle dans etsin evin içinde.
İçini baymış olabilirim sevgili okuyucu ama mesajım aşağıda gizli olabilir mi acaba? Yeni bir çalışma masasını misafir gelirse "ne saçma şey?" der mi diye düşünmeden salonun ortasına koymuş olabilir miyiz? Acaba bana özel bir çalışma alanı yaratmış mıyızdır, ya da ben bu satırları minik çalışma masamda yazıyor olabilir miyim????




16 comments:

Cthulhu said...

Hayırlı olsun güzel karıcım. Ne güzel oldu. Misafir gelse de kaldırmicam onu ordan. :) Öylece dursun. Hem bir de şu var. Perdeleri açıp oturduğun zaman muhteşem manzaramız önünde, oh, ne yazılar yazarsın o zaman. Ayrıcana, o masa ufak olduğundan balkona da konulabilir, o zaman ben de sulanırım yeminlen. :)

Flying Dutchman said...

eğer üçüncü resimdeki ev sizinse o pufumsu tam bana göreymiş...kıvrılır uyurum ben onda, şöminenin başında...mır mır mır

tubik said...

Sevgili Cenk,

Ellerine sağlık masam çok şahane oldu. Yanlız bu masa ile ilgili heyecanını sen maç seyrederken, bilgisayar oynarken ya da gitar çalarken beni oyalayabilecek olmana bağlamalı mıyım bağlamamalı mıyım? Bilemedim :)

tubik said...

Dutchman,

Keşke ev o kadar büyük olsaydı da heryere puf koysaydık ama ne yazık ki!

Ancak gelirsen 2 kişilik bi koltuk var tam tv karşısı keyfi için, çok feci uyunur :)))

tuku said...

Tubik, Esentepedemi çalışıyorsun her akşam servise giderken rayban gözlüklü new balans kırmızı papili birini görüp sana cok benzetiyorum gidip tubik misin sen demek delilik:D
en güzeli o sen misin diye sormalı. hazır ol soruyorum o sen misin :P

tubik said...

Tuku'cum yaw,

Keşke o ben olsaydım da ray ban gözlüklerim ve kırmızı new balance papilerimle gidebileceğim rahatlıkta bi işim olsaydı :)) Tabi bi de Esentepe'de değil de Maltepe dolaylarında olsaydı zira bana bir hayli uzak :)))))

Hay allah yahu, tanışırdık ne güzel :)))

tuku said...

gmailine mail attım

SEDEN said...

Tubik,

Ben burda kopar:)))))

Olm altın kafesten bravo:)) ama masa çok sevimli olmuş.

Ben ofise yemek masası & renkli sandalyeler aldığım zaman Tanya "Anaokulu" gibi oldu demişti. Sende hallice olmuşsun ama supermente olmuş:) Dök içini orda tamam mı:)

Bu arada operaya kankanı da getir biletleri çok güzel ayarladım yan yana:)
Nefret etmek yok ona göre!

mermaid said...

hihi yoksa ordaki defter benim kırmızı moleskinemden mi:) bir kaç ay önce benzer bir çalışma köşesi tasarlandı bana da:)

tubik said...

Sevgili Sed,

Bundan sonraki hedefimiz kediye de çalışma masası yapmak. Ona da girişteki duvarın önünü uygun buluyoruz. Ikea'daki renkli plastik minik sandalye ve masalardan beğendim. Okula yazdıralım alıcam o takımı!

Hatuna bilgiyi verdim, nefret etmeksizin en tuhaf kıyafetlerimizi giyip gelicez sanırım. Çok korkuyorum :))))

tubik said...

Deniz kızı!

Doğru tahmin, o bir kırmızı moleskine :))))) Alana kadar (saçma olmadığına dair kendimi ikna etmem uzun sürdü) inkılap'ta elime alıp alıp ne kadar ağlandığımı bilemezsin :)) Ama insan nankör işte son bir ayın sayfaları bomboş ne yazık :(((

Çalışma masam çok komik di mi? Seninki de bu kadar minik mi aceba?

mermaid said...

http://mormermaid.blogspot.com/2009/03/yayndayz.html

bak benimki burda var.
eh seninkine göre birazcık daha büyük. home office olduğum için ben. ama evet, akşamki ps saatlerinde meşgul edici oluyor bu iyi bir şey:)

zeya said...

bu yeni eve taşınalı her eve girişte bende zıplıyorum. İyi ki iyi ki diye :):)

altın kafese çok güldüm çok doğru :):):):)
Masa süper olmuş :):)

tubik said...

Denizkızı!!

Süpermiş bu ayol :))) Sayfa da süpper, sizin işlem de süpper :)))

Bayıldım valla !


Zeya'cım!

Eve girince yaşanan mutluluk süper bişey di mi???

Fery... said...

ya bu post un linki çaktırmadan benim ev arkadasımın mailine düşse de biz de şööle içine gömülebileceğimiz bir koltuk sahibi olsak bak ben o zaman çok mutlu olcam... Ne birlikte alabiliyoruz, ne de bana aldırtıyor yahu :((

tubik said...

Heheheh ortaklık zor iş Feri.. Biz de bitakım eşyaları alırken aynı sıkıntıları yaşadık ama şu soruna bi çözüm olabilir. Onun çok istediği bişeyi alırsanız senin de çok istediğin bişey neden alınmasın?!?!? :)