Sunday, July 26, 2009

Pazar gününde çeşitli şeyler

* Sabah bizim evin altındaki restoranda kahvaltı etmeye gittik. Oldukça kalabalık olduğundan ortalıkta birtek "Sabah" gazetesi kalmıştı. Bakkala gitmeye üşendiğimden aldım onu okudum kahvaltı boyunca. Nazlı Ilıcak'ın köşesine denk geldim. İlk etapta buğday yetiştiren çiftçi ile ilgili bir hikaye koymuş. Çiftçi iyi tohumları arkadaşlarına da dağıtıyormuş, rüzgardan kendi bahçesine gelirse kendi buğdaylarının kalitesi bozulmasın diye. Bunun haricinde iki adet ilkokuldan beri bildiğim mühendis fıkrası vardı.. Birinde balonda işletmeci ve mühendis, diğerinde trende işletmeci ve mühendis. Bu fıkraların yanısıra egzost deliğinden araba tamir eden jinekolog fıkrası da bulunmaktaydı. Son olarak da baş kahramanın Hidayet Türkoğlu olduğu ve her tarafından saçmalık akan, yerine herhangi bir zengini de koyabileceğiniz "bu seyyar araba eskiden benimdi" temalı simitçi hikayesi... Yani koskoca (!) gazetenin köşeyazarının kendisine ait olan tek bir cümle yoktu anlayacağınız. Hoş, Mehmet Barlas'ın köşesi de sanıyorum tamamen kendi cümlelerine aitti ama ondan da ben bişey anlamadım. Şunu merak ediyorum bu gazetenin yazı işleri müdürü ya da hernesiyse artık bir gününü nasıl geçiriyor?


* Bizim tenis kortu şaşırtıcı düzeyde çok kullanılıyor. Site insanlarında bir azim, kortlar sürekli dolu. Biz de onları izleyip dedikodu yapıyoruz Cenk'le. Yok şu bilmiyor yok bu biliyor diye. Bugün bir aileye denk geldim, karıkoca çocuklarını getirmişler, çocuklar oynuyor, babaları kenardan taktik veriyor. Bir ara baba "Salak gibi atma şu topu!" diye bağırdı küçücük erkek çocuğuna. Normal midir? Çünkü benim de "Sen de salak gibi çocuk yetiştirme!" diye hönküresim geldi de.



* Şeytan Rıdvan'ın NTV Spor kanalındaki talk show tadında futbol programına denk geldik az önce. Konukları Kurtlar Vadisi'nde ülke genelinde meşhur olan Memati (dizideki kod adı) idi. Haldun Dormen'den mezun olup, 7 sene komedi tiyatrosu yapmış. "E güzel kardeşim ne işin var vadilerde ovalarda ? " demezler mi adama?

5 comments:

varol döken said...

şimdi o raketi alsan, o adamı o kortun köşesinde o tenis raketiyle öldürene kadar dövsen, bildiğimiz öldürene ama... seni alıp hemen götürürler değil mi... normal değilsin diyip tımarhaneye kapatırlar...

allahım iyi ki kore filmleri var yoksa ben bunlardan bir sürü bir sürü yapmak istiyorum:)

Tanya's said...

Tubikcim,

Adama höngürdeseydin keşke hehehe.

Sizin sadece teniz izleyicileri olduğunuz kanaatine vardım ben..

Sabah gazetesi ise ayrı bir konu..yandaş basın hehehe.

Rıdvanı seyretmedim ama ben..meşguldum o ara yeni bebelerimizle.

tubik said...

@ Varol

Senin o raket fantazin benim de aklımdan geçti aynı vahşetiyle... Üstelik benim kore filmlerim bile yok :D

@ Tanya

Höngürdemek lazımdı cidden...

Bebeler napıyo??? Şahane olsalar gerek!

Ersin said...

hahhaaa çok keyifli bir hafta sonu olmuş hep öyle olsun.
sadece sabah gazetesi ile ilgili neden öyle ayıp şeyler yazdın, rica ederim, o "bizim çalığın" gazetesi ortağı da "bizim damat"Allah muhafaza senin kötülemelerinden işle fena giderse, nasıl ödenir devlet bankasından alınan bir milyarcık dolar... eh ne yapalım zaten tiraj yerlerde sürünüyor, reklam veren de azalmış, promosyonlar desen işe yaramıyor, sonunda çaresiz bu ekip te "gemicik" almak zorunda kalacak..

Evren Firat Dogan said...

ya tubikcim, sen iyice profesyonel yazmaya başladın. Söyle de kocan olacak o kankama, öğrensin artık bişeyler senden :)